Antik kentler ve turkuaz sular eşliğinde destansı bir Ege-Akdeniz yolculuğu.
Antik dünyanın en görkemli kıyılarından süzülerek Ege'nin serin sularından Akdeniz'in o pırıl pırıl turkuaz sıcaklığına uzanan bu altı günlük devasa rota, yaz aylarını unutulmaz bir tarih ve doğa şöleniyle taçlandırmak isteyenler için özenle kurgulanmıştır. Yüzlerce kilometrelik bu destansı sahil şeridi boyunca sadece plajlarda güneşlenmekle kalmayacak, aynı zamanda binlerce yıllık efsanevi medeniyetlerin kalıntıları arasında dolaşarak zamanın durduğu o anları yaşayacaksınız. Deniz, kum ve güneş üçlüsüne doymakla beraber, antik çağın gizemlerini büyük bir merakla aralayan her gezgin için bu uzun serüven kesinlikle rüya gibi bir fırsattır.
Gezinizin heyecan dolu ilk günü, o State Agora kalıntılarında başlıyor; ardından antik dünyanın tam anlamıyla zirvesi kabul edilen efsanevi Efes Örenyeri ile tarihin derinliklerinde bir yolculuğa çıkıyorsunuz. İzmir Arkeoloji Müzesi koridorlarında bu zenginlikleri derinlemesine keşfettikten sonra, ikinci gün yönünüzü Bodrum'a çeviriyorsunuz. Bodrum Antik Tiyatrosu basamaklarında Ege rüzgarını hissederken, dünyaca ünlü Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi içinde su altının gizemli hazinelerini hayranlıkla inceliyorsunuz. Üçüncü gün, iki denizin birleştiği o burunda yer alan Knidos Örenyeri sizleri karşılıyor; yemyeşil Marmaris ormanlarından süzülerek doğanın bir mucizesi olan Kaunos Örenyeri kalıntılarına doğru derin bir yolculuk yapıyorsunuz.
Dördüncü gün, serin ve coşkun sularıyla yaz sıcağında adeta hayat öpücüğü olan meşhur Saklıkent milli parkının o vahşi kanyonlarında macera dolu bir yürüyüşle başlıyor. Serinledikten hemen sonra Likya uygarlığının en önemli ve efsanevi yerleşimlerinden Tlos Örenyeri ile uçurumlara inşa edilmiş Pınara Örenyeri duraklarında tarihe dokunuyorsunuz. Beşinci gün, UNESCO mirası Xanthos Örenyeri ile başlayıp, esrarengiz Medieval Settlement kalıntılarını incelemenizle devam ediyor ve dünyanın en uzun kumsallarından birine sahip efsanevi Patara Örenyeri ve tarihi Seroia harabeleriyle bir şekilde son buluyor. Altıncı ve son gününüzde ise, çam ormanlarıyla maviliğin şekilde kucaklaştığı efsanevi Olympos Örenyeri sularında yüzüyor, elde edilen paha biçilemez buluntuları barındıran Antalya Müzesi ve yörenin zengin kültürünü aktaran Antalya Etnografya Müzesi ziyaretlerinizle bu devasa Ege-Akdeniz masalını anılarla noktalıyorsunuz.