Mersin’in tarihi kaleleri ve mağaralarını içeren dolu dolu bir tur.
Akdeniz’in sıcak iklimi ve masmavi suları eşliğinde tarihle doğanın kusursuz uyumunu sunan bu iki günlük Mersin rotası, ziyaretçilerini adeta zamanda bir yolculuğa çıkarıyor. Gezinizin ilk gününde, denizin hemen kıyısında yer alan ve içerisindeki sarkıt, dikit ve sütunlarla bir doğa harikası olan Gilindire Mağarası içerisinde büyüleyici bir keşfe çıkacaksınız. Mağaranın derinliklerinde saklı olan ayna gibi yansımalı göl, size görsel bir şölen sunacak. Doğa harikalarından sonra tarihin izini sürmeye başlayarak sırasıyla Crianaro Ören Yeri ve Kiliseburnu Ören Yeri kalıntılarını adımlayacak, bu eski yerleşimlerin Akdeniz’in tuzlu rüzgarlarıyla fısıldadığı antik çağ hikayelerini dinleyeceksiniz. Günün sonunda ise, denizin içine doğru uzanan sağlam surlarıyla bölgenin en görkemli yapılarından biri olan Mamure Kalesi kulelerinden Akdeniz’in gün batımını seyrederek ilk günü tamamlayacaksınız.
İkinci gün, rotanız sizi kıyıdan biraz daha iç kesimlere ve yüksek rakımlara taşıyarak Helenistik dönemin görkemine tanıklık etmenizi sağlayacak. Devasa sütunları ve antik tiyatrosuyla göğe yükselen Uzuncaburç Örenyeri, antik çağın dinsel ve sosyal yaşantısını gözler önüne seren bir açık hava müzesi niteliği taşıyor. Bu kalıntılar arasında gezerken, o dönemin mimari dehasına hayran kalacaksınız. Ardından şehir merkezine dönerek bölgenin arkeolojik zenginliğini tüm detaylarıyla yansıtan Mersin Müzesi sergi salonlarında daha derin bir tarihsel bağlam yakalayacaksınız. Turunuzun kapanışını ise, Toros Dağları’nın serin yamaçlarında yer alan ve Orta Çağ mimarisinin güzel bir örneği olan Gözne Kalesi surlarında yapacaksınız. Çam ağaçlarının kokusu eşliğinde bu tarihi kaleden ovaya bakarken, Mersin’in sadece denizden ibaret olmadığını, aynı zamanda dağların arasına gizlenmiş köklü bir tarihi bir doğası olduğunu keşfetmiş olarak bu doyumsuz serüveni noktalayacaksınız.